Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’ten flaş açıklamalar: Programımız sonuçlarını veriyor

“ÇOK KAPSAMLI BİR YAPISAL REFORM GÜNDEMİMİZ VAR”

Türkiye’nin büyüme sorununun olmadığını vurgulayan Şimşek, “Ama büyümenin kompozisyonunu değiştirmekte kararlıyız.” dedi.

Son 100 yıla bakıldığında Türkiye’nin ortalama yüzde 4,8 büyüdüğüne dikkati çeken Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: “İyi bir performans, reel olarak. Son 20 yılda yüzde 5,4 büyümüşüz, güçlü bir performans. Kısa vadede tabii ki bir miktar dezenflasyon sürecinde büyüme yavaşlayabilir ama dezenflasyon yüksek sürdürülebilir büyümeyi sağlamanın ön koşulu ve o nedenle bunu, biz bir geçici dönem olarak öngörüyoruz. Son 20 yıla baktığınız zaman aslında iç talebin katkısıyla büyüme yüzde 5,5 olmuş fakat net ihracatın katkısı eksi 0,1. Geçen sene durum çok daha dramatik. Geçen sene iç talebin büyümeye katkısı 7,6 puan oldu. Net ihracat büyümeyi 3,1 puan aşağı çekmiş ve ortalama yüzde 4,5 büyüdük. Yüzde 4,5’i küçümsememek lazım. Dünya büyüme ortalamasının 1,5 katı bir büyüme orandan bahsediyorsunuz. Bizim amacımız sınırlı da olsa net ihracatın katkısını pozitif yapmaktır. Bunun için de çok kapsamlı bir yapısal reform gündemimiz var.”

“TÜRKİYE’YE NET PORTFÖY GİRİŞİ ARTTI”

Ekonomi programının bazı alanlarda öngörülerinden çok daha iyi çalıştığını, bir döngüsünün olduğunu anlatan Şimşek, “Rasyonel politikalar, yapısal reformlar beraberinde yatırımcı güvenini getirecek, getirmeye başladı. Bu, portföy tercihlerini etkileyecek, etkilemeye başladı. Reel kurda istikrar getirecek, başladı. Beraberinde bu döngü dezenflasyonu getirecek. Bütün bu döngü tekrar güçlü bir şekilde ivme kazanacak, özellikle 2025’ten itibaren ama 2024’ün ikinci yarısında sonuçlar somut olarak ortada olacak.” değerlendirmesinde bulundu.

Şimşek, Türkiye’nin risk priminin 600-700 baz puan aralığından hızlı şekilde 300 puana kadar gerilediğini, risk priminin daha da inmesini beklediklerini söyledi.

Türkiye’nin geçen yılın ortasından itibaren gelişmekte olan ülkelere oranla çok daha iyi bir performans gösterdiğine işaret eden Şimşek, şunları kaydetti: “Türkiye’nin risk primi gelişmekte olan ülkelere göre çok daha hızlı şekilde düşüyor. Bu da programın ciddi şekilde rağbet gördüğünü ve çalıştığını gösteriyor. Kur oynaklığı azaldı. Çok büyük ihtimalle bu senenin ilk çeyreğinde net ihracatın katkısı pozitife dönmüştür ama iç talep ilk çeyrekte güçlü devam etti. Bu nedenle ilave sıkılaşma adımları atıldı.”

Ekonomide dengelenmenin başladığını vurgulayan Şimşek, Türkiye’nin dış kaynak ihtiyacının azaldığını anlattı.

Şimşek, sözlerine şöyle devam etti: “Bunu seçim öncesinde de söyledik. Vatandaşlarımızın portföy tercihlerine her zaman saygılıyız fakat belli çevreler belli portföy tercihlerini pohpohladılar ama ülkenin dış kaynak ihtiyacı azalırken, ülkenin dış kaynağa erişimi artıyorken, Türk lirası para politikası ile destekleniyorken o portföy tercihlerini pohpohlamak onların takdirinde olan bir konu.”

Banka ve reel sektörün dış finansmana erişiminin arttığını anlatan Şimşek, Türkiye’ye net portföy girişinde de artış olduğunu, bu tutarın Haziran 2023 ile Şubat 2024 arasında yaklaşık 17 milyar dolar olduğunu bildirdi.

Yıllık enflasyon oranının haziran sonrasında hızlı şekilde düşmesiyle piyasa beklentileri ile kendi hedefleri arasındaki farkın kapanacağını ifade eden Şimşek, piyasa beklentilerinin kendi hedeflerine yakınsayacağını kaydetti.

“KREDİ NOTU ARTIŞININ GELECEĞİNE İNANIYORUM”

Şimşek, bütün göstergeleri itibarıyla güçlü bir bankacılık sektörüne sahip olduklarını belirterek, “Türkiye’nin büyümesinin önünde bankacılık sistemi kaynaklı bir sorun görmüyoruz.” dedi.

Kredi derecelendirme kuruluşlarının “Notu arttıracağım bu program sayesinde” diye pozitif görünüme geçtiklerini dile getiren Şimşek, “Pazartesi günü, bütün bu reyting kuruluşlarının üst düzey yöneticileri ile çok kapsamlı ayrı ayrı toplantılar yaptım. Programımıza inanç çok güçlü. Ben inanıyorum ki önümüzdeki aylarda (zamanlama bizim işimiz değil) programın güçlü uygulanmasının devamı ile kredi notu artışı gelecek.” diye konuştu.

“ENFLASYONUN DÜŞMESİYLE KALICI KAYNAK GİRİŞİ ARTACAK”

Şimşek, dışarıdaki yatırımcıların ilgisinin gelecek dönemde güçlü şekilde artacağına inandığını belirterek, “Çünkü makrofinansal sorunlar engel teşkil ediyordu. Özelikle enflasyon. Yüksek enflasyonist ortamda dışarıdan doğrudan yatırım çekmek kolay değil çünkü o ortamda çalışmaya çok alışık değiller. Enflasyonun düşmesiyle ben inanıyorum ki dışarıdan yatırımcı ilgisi, özellikle doğrudan yatırımcılar, kalıcı kaynak girişi çok güçlü bir şekilde artacak.” değerlendirmesinde bulundu.

AB Komisyonu üyesiyle dün gece toplantı yaptıklarını ifade eden Şimşek, bu toplantıda yeşil dönüşüm, yapısal reformlar alanında işbirliği imkanlarının ele alındığını söyledi.

Şimşek, Türkiye’nin Dünya Bankası tanımına göre orta, üst-orta gelirli ülkeler grubunda olduğunu belirterek, “Ümit ediyorum ki belki bu sene üst gelirli ülkeler grubuna gireceğiz. Emin değilim ama girme ihtimalimiz var. Sadece 736 dolar daha artması lazım kişi başı milli gelirin.” dedi.

Gelecek dönemdeki yapısal reformlara ilişkin değerlendirmede bulunan Şimşek, “Ayrıca önümüzdeki dönemde yapısal reform gündemimizin en önemli bileşenlerinden birisi kadınların iş gücüne katılım oranını artırmaktır. Dolayısıyla Türkiye’de nüfus yaşlanmaya başladı. Nüfustaki yaşlanmaya rağmen bizim hala önümüzde 15-20 yıllık bir fırsat dönemi var. Türkiye, bu dönemi iyi kullanacak ve bunun sayesinde yüksek gelirli ülkeler grubu arasına girip orada daha iyi noktalara, daha müreffeh bir ülke olma noktasında ilerleyecek.” şeklinde konuştu.

Yorum yapın